Dublaj sanatçısından ‘sesimi izinsiz kullandınız’ davası

Dublaj sanatçısından 'sesimi izinsiz kullandınız' davası

İSTANBUL (İHA) – – Dublaj sanatçısından ‘sesimi izinsiz kullandınız’ davası

Sesinin izinsiz kullanıldığı söyleyen dublaj sanatçısı suç duyurusunda bulundu, dava açtı

İSTANBUL – Dublaj sanatçısı Barış Karaoğlan, bir şirket reklamı için yaptığı seslendirmenin izinsiz bir şekilde farklı mecralarda kullanıldığı öne sürerek savcılığa suç duyurusunda bulundu. Hukuk Mahkemesine de, dava dilekçesi sunan Karaoğlan açıklamasında, “Davanın da sonuna kadar takipçisi olacağız, haklarımızı alabilmek için elimizden geleni yapacağız” dedi.

Dublaj sanatçısı Barış Karaoğlan, bir reklam filminde yaptığı seslendirmenin başka mecralarda izinsiz kullanıldığı gerekçesiyle, avukatı Emre Avşar aracılığıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Savcılığa sunulan dilekçede, Karaoğlan’ın profesyonel seslendirme sanatçısı olduğu, ticari amaçlı reklam filmlerinde profesyonel ses okuması yaptığı ile kalıp ve iskele sistemleri üzerine çalışan şirkete, bayi toplantısında bir defa gösterilmek üzere hazırlanan 4 dakika 12 saniyelik reklam filmi için seslendirme yaptığı kaydedildi. Karaoğlan’ın okumanın çoğaltılarak başka mecralarda kullanılacağına dair anlaşma yapmadığının belirtildiği dilekçede, şikayetçinin tesadüfen öğrendiğine göre sesinin reklam filminin içerisinde kullanılmış olmasına karşın birçok farklı mecrada yayınlandığı anlatıldı.

Videonun imha edilmesi talep edildi

Dilekçede, Karaoğlan’ın arabuluculuk yoluna başvurduğu ancak tarafların anlaşılamadığı ve videoların kullanılmaya devam ettiği belirtildi. Savcılığa sunulan dilekçede, şüpheli şirket yetkililerinin Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında cezalandırılması ve tecavüzün meni için gerekli tedbirlerin alınarak, videonun imhası talep edildi. Dublaj sanatçısı Karaoğlan bunun yanı sıra İstanbul Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesine, dava dilekçesi sundu. Dilekçede, hak ihlaline uğradığı iddia edilen Karaoğlan’ın video kayıtlarının tedbiren önlenmesi talep edildi.

“Benim herhangi bir rızam olmadan yayınlamışlar”

Davaya ilişkin İstanbul Adalet Sarayı önünde açıklama yapan dublaj sanatçısı Barış Karaoğlan, “Ben uzun yıllardır Dublaj Sanatçısı olarak çalışan biriyim, yani seslendirme sanatçısıyım. Birçok fazla seslendirme yapmış biriyim, çok eskiden beri. Türkiye‘de faaliyet gösteren büyük çaplı bir firmaya demo olarak bir tanıtım ve reklam filmlerinin sesini okudum. Sonra fark ettim ki, bu sesi anlaşmamamıza rağmen, herhangi bir anlaşmamız olmamasına rağmen bir reklam filmlerinde kullanmışlar. Sonrasında bu sesin sonunda olan, slogan gibi kullanılan kısımda bir cümle olarak 200’den 250’den fazla videolarında kullanmışlar ve bunu da dijital ortamda her yere, yani aklımıza gelen bütün video yayın platformları, sosyal medya platformlarının hepsinde benim herhangi bir rızam olmadan yayınlamışlar” dedi.

“Uzlaşma yoluna gidelim dediler ancak geri dönüş olmadı”

Seslendirme sanatçısı Karaoğlan açıklamasında, “Bu firmayla biz tabi ki bir tespit davası açarak bilirkişi marifetiyle bu videoların linklerinin kaydedilmesini, kayıt altına alınmasını istedik çünkü yıllardır yayınlıyorlar ve bunun silinme olasılığını düşünerek bir tespit davası açtık. Tespit davasının ardından firma sahibi ile bir görüşmemiz oldu, bize iyi niyetli bir şekilde aradı. ‘Evet ben katılıyorum, burada yaptığımız yanlışlar var, hatalar olmuştur. Biz bir şekilde uzlaşma yoluna giderek sizinle uzlaşma yoluna gidelim’ dediler ancak geri dönüş olmadı. Biz dava açtık, dava uzlaştırma bürosuna gitti. Uzlaştırma bürosunda da avukatlarının katıldığı bir toplantı yapıldı, uzlaşamadık. Uzlaşamadığımız için de Fikri Sinai Hakları Mahkemesi’nde bir dava açtık aynı zamanda bir savcılık şikayeti yaptık” diye konuştu.

“Bu işi yapan seslendirme sanatçısı arkadaşlarıma emsal teşkil etsin”

Davanın sonuna kadar takipçisi olacağını söyleyen Barış Karaoğlan, “Nasıl ki bir sanatçı şarkı söylediği zaman, kendisine ait bir eseri icra ettiği zaman bununla ilgili bir telif hakları söz konusu oluyorsa, seslendirme ve dublaj konusunda da telif hakları vardır çünkü biz icracı sanatçı olarak geçiyoruz bu tarz seslendirme durumlarında. Dublaj sanatçılarına, bu işi yapan seslendirme sanatçısı arkadaşlarıma emsal teşkil etsin diye böyle bir dava kurguladık. Davanın da sonuna kadar takipçisi olacağız, haklarımızı alabilmek için elimizden geleni yapacağız” ifadelerini kullandı.Dublaj sanatçısından 'sesimi izinsiz kullandınız' davası

Dublaj sanatçısından 'sesimi izinsiz kullandınız' davasıDublaj sanatçısından 'sesimi izinsiz kullandınız' davası

Dublaj sanatçısından 'sesimi izinsiz kullandınız' davasıHaberi Kaydet

Haberin Devamı

Son dakika haberleri | Bakan Gül: “Ayrımcılık ve nefret suçuna ilişkin Türk Ceza Kanunu’nda yeni bir düzenleme yapacağız”

Son dakika haberleri | Bakan Gül: "Ayrımcılık ve nefret suçuna ilişkin Türk Ceza Kanunu'nda yeni bir düzenleme yapacağız"

Bakan Gül: “Ayrımcılık ve nefret suçuna ilişkin Türk Ceza Kanunu’nda yeni bir düzenleme yapacağız”

“İnsanımızı haklarıyla yaşatmak devletin en temel görevidir, vazifesidir”

“Birçok ülkede Müslümanlar sırf kimliklerinden, yaşam tarzlarından dolayı zulme ve nefret söylemlerine maruz kalmakta”

ANKARA – Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, “Ayrımcılık ve nefret suçuna ilişkin Türk Ceza Kanunu’nda yeni bir düzenleme yapacağız” dedi.

Bakan Gül, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nun düzenlediği ‘Nefret Söylemi ve Nefret Suçları’ konulu sempozyuma katıldı. Sempozyumda konuşan Gül, bazı Batı ülkelerindeki İslam, göçmen ve yabancı karşıtlığının nefret söylemi olarak ortaya çıktığını vurguladı. Ötekileştiren ve vatandaş ayrımı yapan devletin hukuk devleti olamayacağını belirten Bakan Gül, “Küresel adalet giderek daha da zarar görmekte, insanların ortak değerleri korunmaya her zamankinden daha da muhtaç hale gelmektedir. Örneğin birçok Batı ülkesinde İslam karşıtlığı, göçmen karşıtlığı, yabancı düşmanlığı nefret söylemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Tabii özellikle uluslararası medya kuruluşlarında, siyasetçilerde bu dil adeta sıradanlaşmış ve günlük bir dile yansımıştır. Esas itibarıyla da küresel bir adalete ivedi bir şekilde insanlığın ne kadar ihtiyaç duyduğu hepimizin ortak tespitidir. Vicdan ve adalet bir yerden çekilmişse zaten oraya zulüm, ayrımcılık ve nefret yerleşir. Biz bunu ülkemizde de geçmiş zamanlarda yaşadık. Bir insanın kılık kıyafetinden, düşüncesinden, yaşam tarzından, inancından dolayı eğitim ve çalışma hayatına yönelik nasıl ayrımcılığa tabi tutulduğu kötü örnekleriyle hafızamızda tazedir. Kimliklerine ve kültürlerine yönelik ret, inkar ve asimilasyon politikalarının da insanımızın onurunu nasıl rencide ettiğini hepimiz yaşadık. Ötekileştiren, ayıran, makbul vatandaş ayrımı yapan devlet hukuk devleti olamaz. Hukuk devleti herkesin devletidir. Hukukun üstün olduğu, farklılıkların zenginlik olduğu bir devlettir. Bu hukuk devletinde şablon insan yoktur. Her insan eşittir ve biriciktir. İşte bu anlayışla Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ortaya koyduğumuz vizyonda bu eski Türkiye anlayışında kalması ve artık bu konudaki ayrımcılıkların ve nefret yaklaşımlarının tamamıyla ortadan kalkmasına yönelik çoğulculuğu hakim kılma, hukukun tam anlamıyla üstün kılınmasına yönelik reformlarımızı adım adım uyguladık, uygulamaya devam ediyoruz. Nefret söylemi insan onuruna yapılmış bir saldırıdır. Nefret söylemi daha ciddi ve telafisi zor diğer suçların ve diğer sıkıntıların da ayrıca bir ön sebebidir. Ayak sesidir. Hangi görüşten, inançtan, yaşam tarzından olursa olsun insanımızı haklarıyla yaşatmak devletin en temel görevidir, vazifesidir. Devlet ancak vatandaşlarına karşı eşit ve tarafsız davranarak adaleti ayakta tutabilir. İşte bu konuda daha adil bir dünya mümkün çağrısı da Cumhurbaşkanımızın küresel adaletsizliklere karşı söylenmiş çok önemli bir çağrısıdır” ifadelerini kullandı.

“Birçok ülkede Müslümanlar sırf kimliklerinden, yaşam tarzlarından dolayı zulme ve nefret söylemlerine maruz kalmakta”

Bazı Avrupa ülkelerindeki camilere, mezarlıklara ve Müslümanların yaşamlarına yönelik saldırılara Avrupa hukuk sisteminin sessiz kaldığını hatırlatan Bakan Gül, “Günümüzde özellikle 11 Eylül saldırılarından sonra Müslümanlara karşı başta yapılmak üzere bir nefret söylemi kurumsal bir hale gelmiştir adeta. Burada artış gözlemlenmektedir. Birçok ülkede Müslümanlar sırf kimliklerinden, yaşam tarzlarından dolayı zulme ve nefret söylemlerine maruz kalmaktadır. Peygamber Efendimizin karikatürlerin yayınlanması, kutsal kitabımızın yakılması, İslam’ı aşağılayan filmlerin çekilmesi, camilerin, minarelerin yasaklanması, bazı Avrupa ülkelerinin Müslüman kadınlarının giyim kuşamlarına yönelik kısıtlamalar, cami ve Müslüman mezarlıklarına yönelik saldırılar, baskılar son süreçlerde yaşadığımız örneklerdir. Üstelik bu eylemlere karşı hukuk sistemi ya sessiz kalmış ya da gereken bu konudaki atılımı, gayreti göstermemiştir. Birçok meselenin de az önce de ifade edildi, özellikle İslam, Türk ve yabancı düşmanlığına karşı birçok vakanın da rapor edilmediği, kayıtlara girmediği de çok açık bir şekilde bilinen bir gerçektir. Bunun da Batı tarafından özellikle örtülmeye çalıştığı çok açık bir realitedir. Hangi dinin mensubuna yapılırsa yapılsın bu nefret suçudur. Hristiyan, Yahudilere de yapılan her türlü saldırıyı biz nefret suçu olarak tanımlarız. Bunun da sonuna kadar mücadelesini ederiz. İnsanlar neye inanmak isterlerse, ne şekilde yaşamak isterlerse hukuk devletinin görevi bu konuda her türlü desteği sağlamak, engelleri kaldırmaktır. Bu inanca karşı yönelen her türlü saldırıyla da etkin bir şekilde mücadele etmektir” diye konuştu.

Mültecilerin sorunlarına karşı Türkiye’nin her zaman sorumluluk aldığını söyleyen Gül, “Göçmenlere yönelik nefret söylemi de asla kabul edilemez. Vatanlarından zorla göç ettirilmiş, gidecek yeri olmayan insanların daha kırılgan, daha hassas olduğunu hepimizin hatırımızdan çıkarmamamız gerekmektedir. Maalesef bu nefret suçlarının bazı yerlerde devletler eliyle de işlendiğini de üzülerek görmekteyiz. Mültecilerin denizin ortasında ölüme terk edildiği, Akdeniz’in, Ege’nin soğuk sularına cansız bedenlerini verdiği görüntüler hepimizin, bütün insanlığın adeta imtihanıdır. Hepimiz için çok büyük bir sorumluluktur. Bu süreci görmek hepimizi, tüm insanlığı üzmektedir. Bu dramlara karşı sessiz kalamayız. Türkiye işte bu haksızlığa karşı da yine insanlık değerlerinin yanında kalmıştır, kalmaya da devam edecektir” dedi.

İnsan Hakları Eylem Planı’nda nefret söylemiyle mücadelenin ayrı bir hedef olarak belirlendiğini hatırlatan Bakan Gül, “Dil, din, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, mezhep ve benzeri nedenlerle yapılan nefret söylemi ve ayrımcılıkla etkili bir şekilde mücadele edeceğiz. Hiç kimse ben şurada doğdum, benim etnik aidiyetim şudur, memleketim budur, düşüncem budur o yüzden bana şu şekilde muamele ediliyor şeklinde bir düşünceye kapılmamalıdır. Hukuk devletinde çünkü herkes kendini güvende hissetmelidir. Ben şu işe girmedim, çünkü benim şu şekilde kıyafetim var, şu şekilde inanıyorum diye biran aklından bile geçirmemelidir. Bırakın böyle bir uygulamaya izin vermeyi, böyle bir düşünce bile akla gelmemelidir. İşte bu konuda getirdiğimiz tüm reformları kesintisiz bir şekilde sürdürmenin ve hukuki anlamda bu hakların teminat altına alınmasının ülkemiz için de çok önemli bir gereklilik olduğunu düşünüyoruz. Bu suçlarla etkin mücadele etmek amacıyla soruşturma kılavuzlarının oluşturulması bir hedef olarak karşımızdadır. Yabancı Türk düşmanlığına yönelik nefret söylemi suçu teşkil eden ulusal, uluslararası düzeyde gelişmelerin periyodik raporlar olarak hazırlanması hedeflenmektedir. TİYEK bu konuda çok önemli çalışmalar yapmaktadır, yapacaktır. Önümüze ışık tutacak raporları hep birlikte göreceğiz” şeklinde konuştu.

Ayrımcılık ve nefret suçuna ilişkin Türk Ceza Kanunu’nda yeni bir düzenleme yapacaklarını belirten Gül, bu toplantıların da eylem planındaki hedefin içeriğini doldurma açısından çok önemli olduğunu söyledi. Türkiye coğrafyasının nefretin değil hoşgörünün adresi olduğunu ifade eden Bakan Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Nefret söylemi insanlığa yönelen en büyük tehditlerdir. Tahammülsüzlüğün dışavurumudur. İfade özgürlüğü, demokratik toplumun vazgeçilmez unsurlarından biri ve çoğulculuğun ortak zeminidir. Nefret söylemi ve nefret suçları ise demokrasiler için, bir arada yaşama birlikteliğimiz için bir tuzak ve ayrışmanın en önemli göstergelerinden biridir. Bu sebeple temel hak ve özgürlüklerimizi kullanırken bu sınıra dikkat edilmesi de ayrı bir önem araz etmektedir. Çünkü bu kadim coğrafya, bu bereketli coğrafya asla ama asla nefretin ve ayrımcılığın değil, her zaman sevginin, hoş görünün, bir arada farklılıklarla birlikte yaşamanın adresi, merkezi olmuştur.”

Sempozyumda konuşan TİHEK Başkanı Muharrem Kılıç ise, “Nefret söylemi ve sonrasında bunun bir eyleme, bir suça dönüşmesi meselesi sadece ulusal ölçekle değil, küresel bir insan hakları sorunu, etik ve sosyo-politik bağlamda bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Bunun temel felsefi arka planına baktığımız zaman bir ötekileştirme, ben ve öteki arasındaki bir ayrım fikrine dönüşüyor” dedi.Son dakika haberleri | Bakan Gül: Ayrımcılık ve nefret suçuna ilişkin Türk Ceza Kanunu'nda yeni bir düzenleme yapacağız

Son dakika haberleri | Bakan Gül: Ayrımcılık ve nefret suçuna ilişkin Türk Ceza Kanunu'nda yeni bir düzenleme yapacağız Son dakika haberleri | Bakan Gül: Ayrımcılık ve nefret suçuna ilişkin Türk Ceza Kanunu'nda yeni bir düzenleme yapacağız

Son dakika haberleri | Bakan Gül: Haberi Kaydet

Haberin Devamı

TFF Hukuk Müşavirliği, Fenerbahçe, Göztepe ve Sivasspor’u PFDK’ya sevk etti

TFF Hukuk Müşavirliği, Fenerbahçe, Göztepe ve Sivasspor'u PFDK'ya sevk etti

Türkiye Futbol Federasyonu Hukuk Müşavirliği, Göztepe, Demir Grup Sivasspor ve Fenerbahçe‘yi Profesyonel Futbol Disiplin Kuruluna ( Pfdk ) sevk etti.

AKİNTOLA KURAL DIŞI HAREKET

Göztepe’de oyuncu Halil Akbunar, kulüp idarecileri İlhan Şahin ve Zafer Sak da kurula gönderildi.

Adana Demirspor’dan David Akintola’nın kural dışı hareket nedeniyle kurula sevk edildiği belirtildi. GZT Giresunspor’un yöneticisi Sinan Akgün da PFDK’ye sevk edildi.

İşte Tff‘den yapılan açıklama:

Hukuk Müşavirliği’nce 26.10.2021 tarihinde Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’na yapılan sevk raporları aşağıda belirtilmiştir.

1- GZT GİRESUNSPOR Kulübü idarecisi SİNAN AKGÜN’ün 23.10.2021 tarihinde oynanan GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş.-GZT GİRESUNSPOR Spor Toto Süper Lig müsabakasındaki “talimatlara aykırı hareketi” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 46. maddesi ile Müsabakalarda uygulanacak Covid-19 Tedbirlerine İlişkin Talimat’ın 6/6 maddesi uyarınca tedbirsiz olarak PFDK’ya sevkine karar verilmiştir.

2- GÖZTEPE A.Ş. Kulübü’nün 23.10.2021 tarihinde oynanan GÖZTEPE A.Ş.-TRABZONSPOR A.Ş. Spor Toto Süper Lig müsabakasındaki “çirkin ve kötü tezahüratı” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 53. maddesi uyarınca ve “saha olayları” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 52. maddesi uyarınca PFDK’ya sevkine,

GÖZTEPE A.Ş. Kulübü idarecisi İLHAN ŞAHİN’in aynı müsabakadaki “sportmenliğe aykırı hareketi” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 36. maddesi ile “tedbire uymaması” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 50. maddesi uyarınca 24.10.2021 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK’ya sevkine,

GÖZTEPE A.Ş. Kulübü idarecisi ZAFER SAK’ın aynı müsabakadaki “sportmenliğe aykırı hareketi” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 36. maddesi uyarınca 26.10.2021 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK’ya sevkine,

GÖZTEPE A.Ş. Kulübü futbolcusu HALİL AKBUNAR’ın aynı müsabakadaki “talimatlara aykırı hareketi” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 46. maddesi ile 2021-2022 Sezonu Süper Lig Müsabakaları Statüsü’nün 5/8 maddesi uyarınca tedbirsiz olarak PFDK’ya sevkine karar verilmiştir.

3- DEMİR GRUP SİVASSPOR Kulübü’nün 24.10.2021 tarihinde oynanan DEMİR GRUP SİVASSPOR-ADANA DEMİRSPOR A.Ş. Spor Toto Süper Lig müsabakasındaki “çirkin ve kötü tezahüratı” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 53. maddesi uyarınca PFDK’ya sevkine karar verilmiştir.

4- ADANA DEMİRSPOR A.Ş Kulübü futbolcusu BABAJIDE DAVID AKINTOLE’nin 24.10.2021 tarihinde oynanan DEMİR GRUP SİVASSPOR-ADANA DEMİRSPOR A.Ş. Spor Toto Süper Lig müsabakasındaki “kural dışı hareketi” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 43. maddesi uyarınca 25.10.2021 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK’ya sevkine karar verilmiştir.

5- FENERBAHÇE A.Ş. Kulübü’nün 24.10.2021 tarihinde oynanan FENERBAHÇE A.Ş.-AYTEMİZ ALANYASPOR Spor Toto Süper Lig müsabakasındaki “çirkin ve kötü tezahüratı” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 53. maddesi uyarınca ve “saha olayları” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 52. maddesi uyarınca PFDK’ya sevkine karar verilmiştir.

TFF Hukuk Müşavirliği, Fenerbahçe, Göztepe ve Sivasspor'u PFDK'ya sevk ettiHaberi Kaydet

Haberin Devamı

Rakı Fiyatları Geçici Mail yks pdf indir antrenmanlarla matematik 1 pdf serway fizik 1 pdf ilahi sözleri 1984 pdf türkçe pdf numara sorgulama minecraft premium satın al instagram takipçi satın al ilahi sözleri youtube mp3 çevir apk indir film izle resim yükle Selçuk Sport Apk İndir instagram takipçi satın al tiktok takipçi satın al